Sanal Gerçeklik Teknolojisi

İmkansız kelimesinin geçerliliğini yitirdiği, her şeyin yalnızca hayal gücünüzle sınırlı olduğu yeni bir dünya... Sanal gerçeklik. Bu uçsuz bucaksız dünya hakkında bazı bilgileri sizler için derledik.

Bu yazımızda son dönemlerde adından sıkça söz edilen virtual reality, yani sanal gerçeklikten bahsedeceğiz. Her zaman söylendiği gibi teknolojinin hızına yetişmek mümkün değil. 3D görüntü teknolojisi henüz tam anlamıyla hayatımıza yerleşmeden yeni bir teknoloji piyasaya sürüldü; sanal gerçeklik... Peki nedir bu sanal gerçeklik olayı? Bu soruyu Vikipedi'ye sorduk ve aldığımız cevabı aynen aktarıyoruz:

"Sanal gerçeklik (Virtual reality), bilgisayarlar tarafından simüle edilen ortamlara denir. Çoğu sanal gerçeklik ortamı bir bilgisayar ekranı yoluyla edinilen görsel tecrübelerden ibarettir. Bunun yanında bazı ortamlar duyma, hareket gibi başka duyulardan da yararlanır."

 Bu açıklamalardan sonra aklınıza Matrix filminin gelmesi sık rastlanan bir durum. Sanal gerçeklik fikri ilk olarak Morton Heilig tarafından 1962 yılında ortaya çıktı. Bu konuda yapılan ilk icat Sensorama isimli sanal gerçeklik cihazıdır. Sanal gerçeklikte kişinin dış dünyayla olan bütün bağlantısı kesilerek kullanıcının kendisini sanal ortamla eşleştirmesi sağlanır. Bu şekilde gerçeklik hissiyatı oluşturulur. Aslında gerçeklik hissiyatının oluşturulduğu ortamların üç farklı seviyesi bulunur. Yazının ilerisinde sanal gerçeklik hakkında zaman makinesine gireceğimiz için biraz bu ortamlardan söz edelim ve ardından küçük bir tarih gezintisi yapalım.

 

Kısmî Katılımlı Ortamlar:

Bu ortamda kişinin gerçek dünya ile olan bağlantısı tamamen koparılmaz. Örnek verecek olursak simülatörlerden bahsedebiliriz. Simülatörlerde, ekrana yansıtılan sanal bir ortamdan faydalanılır. Böylelikle kişinin gerçek dünyayla bağlantısı hâlâ bulunmaktadır ama sanal dünyadadır. Bu tür ortamlarda kask veya eldiven gibi yardımcı unsurlar kullanılmaz.

CAVE - Tam Katılımlı Ortamlar (Computer Assisted Virtual Environment / Bilgisayar Destekli Sanal Ortam)

İsminde de anlaşılacağı gibi bu ortamda kişinin tüm duyularına hitap edilir. Kişinin dış dünyayla olan bağlantısı tamamen koparılmıştır ve çevresinde ne olup bittiğinden tamamen habersiz bir şekilde sanal dünyada takılmaktadır. CAVE ortamında kask, eldiven, joystick gibi yardımcı unsurlarla beraber kişinin bütün hareketleri sanal ortama uyarlanabilir. Kol ve bacak hareketleriniz, hatta parmak hareketleriniz bile en ince şekilde sanal ortama aktarılır.

Ortak (Çoklu) Katılımlı Ortamlar:

Sanal ortama giren birden fazla kişi olur. Bu ortamda eğitim, mühendislik, tıp, mimamarlık gibi farklı meslek dallarında faaliyet gösteren insanların fikir alışverişinde bulunmasını olanak sağlıyor.

 

Ortamlar hakkında yüzeysel bir bilgiden sonra artık geçmişe dönebiliriz. Her insan gerçek dünyada tehlikeli olduğundan ya da imkânlar el vermediğinden dolayı yapamadığı şeyleri yapmak ister. Sanal dünya, insanlara gerçek dünyada yapamadıklarını yapma imkânını fazlasıyla sunuyor. Bakalım bu isteği gerçekleştirmek için geçmişte neler yapılmış.

 

Sensorama:

Mucidi, sanal gerçeklik fikrini ilk ortaya atan Morton Heilig'dir. Sensorama isimli bu cihaz görme, işitme, koklama ve dokunma duyularına hitap ediyordu. Sensorama'nın geniş açılı 3B stereoskopik görüntüsü, vücut sarsma mekanizması, stereo ses çıkışı ve aromatik koku salımı gibi teknik özellikleri vardı. Bu teknoloji o dönemde izleyiciye filmin içindeymiş hissiyatı vermek için oldukça iyi olsa da gerekli finansal desteği bulamadığı için proje iptal edildi.

 

The Sword of Damocles ( Demokles'in Kılıcı)

1968 yılında Amerikalı bilgisayar mühendisi Ivan Sutherland ve öğrencisi Bob Sproull tarafından geliştirilen bu cihaz, günümüzdeki kasklı ekranların ilk örneğidir. Demokles'in Kılıcı ismi verilen cihaz, ağır olduğu için tavandan sarkıtılan bir düzenek yardımı ile kullanılıyordu. Cihazın yazılımının sağladığı perspektif ise kullanıcının bakış açısına bağlıydı ki bu da kullanıcının kafasını takip etmeyi gerektiriyordu.

Virtual Boy

21 Temmuz 1995 yılında ise Nintendo ve Sega şirketleri tarafından ilk taşınabilir, üç boyutlu görüntü sağlayabilen oyun konsolu piyasaya sürüldü.  Cihaz, paralaks ( uzaklık açısı) efektiyle kullanıcıda derinlik hissi uyandırıyordu. Kullanıcı, bir tür plastik malzemesi olan neoprenden yapılmış göz merceğinden içeri doğru bakıyor ve projektör aracılığıyla tek renk görüntü sağlayan monokramatik ekrandan görüntü alabiliyordu. Ancak bu ürün de piyasada tutunamadı ve tarihe karıştı.

 

Tarihsel gelişimi boyunca sanal gerçeklik diye bir kavram mevcut değildi. Bu kavram 1987 yılında klasik müzik yazarı, bilgisayar uzmanı ve VPL Research firmasının kurucularından Jaron Lanier ile birlikte ortaya çıktı.

 

Günümüz teknolojisine döndüğümüzde ise sanal gerçeklik konusunun uzun bir yol kat ettiğini görüyoruz. Pek çok firma bu konuda Oculus VR, Sony Morpheus Project gibi kendi projelerini geliştirdi. Öyle ki, sanal gözlükler bilgisayarlara bağımlı olmaktan kurtulup, akıllı telefonlarla uyumlu hale geldi. Bu konuda zirve yaptığını düşündüğümüz teknolojilere bir göz atalım.

 

Oculus Rift

Kickstarter sitesinde kampanya ile adını duyuran cihaz çok kısa bir sürede yüksek bir miktarda bağış almayı başardı.

1 Ağustos 2012'de başlayan kampanya, kısa sürede pek çok insanın ilgisini çekmiş ve 4 saat gibi kısa bir sürede hedeflenen 250 bin dolarlık hedefini geçmiş, 36 saatte ise milyon dolar barajını aşıp, kampanya sonuna kadar 2 milyon 437 bin 429 dolar toplamayı başarmıştır. Bu kampanyaya 300$ ve üzerinde bağış yapanlara birer adet geliştirici paketi (Oculus Rift Developer Edition) gönderilmiştir.

Oculus Rift, Oculus VR şirketi tarafından Palmer Luckey önderliğinde John Carmack desteğiyle geliştirilmektedir. Yakın zamanda Oculus rift 2.0 ismiyle satışa sunulması planlanan cihaz, iki adet 7 inch'lik LCD ekrana sahip. Bu iki ekranın, insan gözünün görüş açısını taklit edecek şekilde, kafaya takılabilir bir sistemde birleşmesiyle cihazın çalışma mantığı tamamlanmış oluyor. Dahili ses çıkışı olmayan cihaz için kulaklık seçimi ise kullanıcıya bırakılmış durumda. Şu an için HDMI ve DVI çıkışları da mevcut. Ses olayının kullanıcıya bağlı olması ise cihaz ağırlığı ve yapısı açısından bir avantaj sağlayabilir. Dahili bir ses çıkışı kullanılabilirliği azaltıp kullanıcıya pek çok sıkıntı çıkaracaktır. İleriki dönemlerde bu teorimiz çürütülür mü orasını bilemeyiz.

 

Virtuix Omni

CES 2015 fuarında tanıtılan bu ürün, oyuncuları klavye-mouse kontrolünden kurtarıp yürüme, koşma vb. fiziksel hareketleri yapma imkanı sunuyor. Oyuncu, orta kısmı çökük bir platform üzerinde örümcek adı verilen ve kullanıcıya hareket hissiyatı sağlayan bir mekanizma içerisinde hareket ediyor.

Platformda koşabilmek için özel bir ayakkabı mevcut. Bu ayakkabı kayganlık sağlayarak hem gerçeklik hissini arttırıyor hem de kullanıcı hareketlerini algılamayı sağlıyor. Ancak cihazı kullanmadan önce çökük zeminde yürüyebilmek için biraz yürüme pratiği yapmanız gerekli.

 

Oculus Rift ile beraber oyuncuyu neredeyse tamamen sanal dünyaya sokmayı başaran cihazın etkileri ne derece olur henüz bilinmese de umarız kullanıcılar aşırıya kaçıp düz zeminde yürümeyi unutmazlar.

 

 

Cyberith Virtualizer

2012 yılında Avusturya'da yaşayan Tuncay ÇAKMAK tarafından ortaya çıkan bu fikir, sanal gerçeklik konusunda en iyi deneyimi sunuyor diyebiliriz. Projenin testi ve ilk prototipi Viyana Teknik Üniversitesi'nde yapıldı. Cihaz, kendisinden kısa bir süre önce duyurulan Virtuix Omni'nin geliştirilmiş versiyonu diyebiliriz. Oculus Rift ile beraber kullanılan cihazda çökük zemin yerine düz bir koşu platformu kullanılmış. Oyunda bir araca bindiğinizde gerçek dünyada da oturabilir veya bir savaş ortamında siper almak için çömelebilirsiniz.

Cyberith Virtualizer ayrıca ayakkabı kullanma zorunluluğunu da ortadan kaldırıyor. Bu şekilde hareketlerden dolayı oluşan ses de en aza indirgenmiş oluyor. Çoraplarınızı giydiyseniz sanal dünyaya girmeye hazırsınız demektir. Yine Oculus Rift gibi bir Kickstarter projesi olan ürün için piyasaya çıkış hâlâ belli değil ancak oyun deneyimini yüksek bir noktaya taşıyacağı kesin.

Yukarıda sıraladığımız teknolojik cihazlar genelde oyun platformları için tasarlansa da diğer sektörlerde de işe yarayacağından eminiz. Evinizdeyken tarihi mekanlarda dolaşabilir, yeni alacağınız ev için örnek daireyi gezebilir veya hayati risk taşıyan deneyimleri hiçbir risk olmadan yaşayabilirsiniz. Sanal gerçekliğin hayatımızı nasıl etkileyeceği ise tartışmaya açık bir konu.

 

Tür DOSYA İNDİR